TARIMDA YENİDEN YAPILANMA ÜZERİNE BİR GÖRÜŞ
 

Memik KİBARKAYA*





Dünya sanayi devrimini yaparken ülkemiz hala ilkel tarımla uğraşmakta, nüfusun tarımda yoğunluğu %40’larda seyretmektedir. Bu oran ise kalkınmış ülkelerde en fazla %7’ler düzeyindedir. Nüfus artışı yanında arazinin sabit kalması fert başına düşen arazi oranını gittikçe küçülmektedir. Ayrıca dünyadaki kalkınmış ülkelerin tarım ve hayvancılık oranı da kalkınan ülkelere göre tam tersidir. Dünyada bitkisel tarım %30, hayvansal tarım ise %70’dir. Bizde bu durum tam tersidir. Bunun en önemli nedeni 1950’li yılların Marshall yardımı olup hayvancılığımızı yok etmiş etle beslenen toplum otla beslenerek beyin hücre erozyonuna sebep olmuştur. Hayvansal proteinlerin gücü tüm bilim adamlarınca bilinmektedir. Et yiyenler ot yiyenlere hükmeder. Atmaca, şahin kartal, gökyüzünün hakimidir. Bir gergedanı sırtlan korkutur. Ormanların kıralı aslan, köpek balığı da denizlerin, pirinalar da tatlı suların hakimidir. Balıkla beslenen Karadeniz insanı etle beslenen Kayseri ve G. Antep insanının pratik zekası, ayrıca Japon insanının yaratıcılığı bu görüşe en iyi örnektir. İkinci dünya harbinden önce pirinçle beslenen toplumun balıkla beslendikten sonra harika beyinlerle gelişmişliğin bir örneğidir. Yetişmiş bir sığırda 5 kg arpa, ya da o değerdeki yem bir kg et oluşturduğunda parasal piyasalarda ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde tarım girdi maliyetleri çoğunluğu dış kaynaklı olup, üretim pahalıya mal olmakta tarım ürünlerimiz kendimize yetmez hale gelmekte; et, süt, tahıl gibi insanın temel gıdası olan ürünlerin yokluğu nedeniyle Türkiye’de adeta vakum oluşmakta legal, illegal ürünlerin dışarıdan girişi önlenememektedir.Tarım işletmelerinin büyük bir kısmı yeter genişliğe sahip olmadıkları gibi, bütünlüğe haiz bir işletme karakteri de göstermemektedir.işletmelerin çoğunluğunu oluşturan küçük tarım işletmelerinin işledikleri arazi miktarı, sınırlı ve birbirinden uzak,çok sayıda parçalardan meydana geldiği için bunlar üzerinde düzenli işletmeler kurulamamakta ve istenilen üretim artışı da sağlanamamaktadır.bu tip arazilerde modern tarım makinalarından tam randıman beklenemeyeceği aşikardır. Parçalı ve dağınık arazilerde zamanın büyük bir bölümü dönüşlerde ve bir parselde diğerine gidişte harcanır. Bu yüzden makine verimi düşer. küçük boy/en oranı olumsuz olan,geometrik şekli düzgün olmayan parsellerde birim alana düşen dönüş sayısı verimliliği azaltır.ekim, gübreleme, ilaçlama, çapa vb işlemler yapılırken dönüş yerlerinde boş alanlar kalır. Küçük arazide bireylerin ekim masrafları ise israfa neden olmaktadır. 80 haneli köyde 120 traktör bulunmakta oysa bu köyün 5 bin dekar arazisi vardır. Bu arazinin tamamı 5 traktör yeterli olmaktadır. Gerisi israftır. Çiftçi örgütsüz ve birey bilincinde olduğundan gübreleme, sulama ürünün pazarına nakline ilişkin v.b. bir çok israflar oluşmaktadır.

Tarımda entegrasyon ülkemizde 5-10 şirketin elinde olup ham mamulü istediği şekilde pazar piyasası oluşturmaktadırlar. Çiftçi ürünü dünya piyasasının üstünde mal etmekte gelişmiş ülkeler az nüfuslu çiftçiyi subvanse etmektedir. Çünkü dünyada bu ürünler şekerde ve pamukta olduğu gibi daha ucuzdur.

Bu olumsuzlukları doğuran neden, tarımda çok nüfus, dar arazidir. Ayrıca girdilerin çoğu milli değildir. En çok pay dış kaynaklıdır. Mesela kuru tarımda girdilere bakılınca traktör, mazot, gübre traktör ve tarım ekipmanları ilaç, sanayi ürünleri genellikle dış kaynaklıdır. Nadas taban gübre tohum, sulama, mahsul hasadı, tarla kirası harcanan paranın faiz oranları bu kalemlerdir. Toplam 21 kalem olup, çiftçinin eline geçmesi beklenen fiyat çok küçüktür. Çiftçi %40 a yakın nüfusun desteklenmesini beklemektedir. Yıllarca bu politika güdülmüş çiftçi iyi destek almadığı zamanlar iktidarları değiştirmiştir. Demokrasi de tam layıkıyla oluşmamıştır. Tüm iktidarların gelişi ve gidişi %40 olan tarım nüfusu ile olmuştur. Sanayi toplumuna 1983 seçimleriyle girilirken Özal Hükümeti de unutulan çiftçi desteğiyle siyasette kaybolmuştur Demirel bunu çok iyi kullanmış, sürekli çiftçinin tarım kredi borçları ötelenmiş ya da silinmiştir Berberin ne günahı var onunda banka borcunu silseydi çünkü orda çalışan nüfus azdır. Ülkemizde demokrasinin oturması için çiftçilerin mutlaka örgütlenerek israfın önlenmesi, birime verimin artırılması, çiftçi sayısının aşağıya çekilmesi lazımdır. Aksi takdirde varoşlara yığılmalar artar. Arkasından hırsızlık, kapkaççılık, mafya, çete oluşur. Bundan da sanayi zarar görür; ülkede kaos yaşanır, iç çekişmeler oluşur.

ÇARE: Çiftçinin örgütlenmesi, Devlet tarafından yönlendirilmeli ve TOPLULAŞMA yapılmalıdır. Burada öz güven mutlaka sağlanmalıdır. T. ÖZAL’ın yapı kooperatifleri göz önüne alınmalıdır. Öncesinde kişilerin konut sahibi olması hayaldi. Ama bu projeyle konut açığı kapandı ve toplum apartman yaşantısına uyum sağladı. Tarımda bu tür modeller vardır. Kooperatifler, kalhozlar, tarım kentleri, kibustlar, bunlar demokratik olmadığından başarılmamıştır. Oysa ülkemizde bu modelin aynısı yine vardır. Örneğin toplu tarım yapılan TİGEM’ler bunlarda zarar etmektedir. Çünkü devlet zihniyeti, her gelen iktidar buralara vasıfsız işçi almakta istediği gibi kullanmaktadır. Yani devlet modeli.

MODEL: Tüm Tapulu zilliyetli mera, orman arazileri, hazine arazileri topraksız çiftçilere eşit şekilde dağıtıldıktan sonra on dekar barem alınarak her on dekar verimliliğine göre arazinin bir hisse on iyi dekar tarla, iki hisse çok iyi sanayi ürünü üç hisse şeklinde sudaki şekerin dağılımı gibi ölçülenmelidir. Bu arazi hisseleri dağıtılan köylüler on ya da yirmi köy birleşerek bir çiftçi şirketi kurdurulmalı. Şirket yönetimi demokratik seçimlerle kendi aralarından seçilmelidir. Fert oyu birdir. Yani yüz dönüm arazisi olan da 1 oya, on dönüm arazisi olan da bir oya sahip olmalıdır. Bu ortaklığa isteyen girer, istemeyen girmez. Tamamen özgürdür. Büyük çiftlik işletmeleri 5 bin 10 bin dönüm arazisi olanlar zaten girmez. Tabi ki taşınabilir mallarda sınıflandırılır. Traktör, biçer, ekipman, büyükbaş hayvan sınıflarına göre hisselendirilir; ve şirkete devredilir. Amaç büyük çiftliklerin kurulmasıdır.
Örgüt yapılanmasından sonra seçimle yönetim belirlenecek yönetim 7 kişi olacak, ayrıca 5-10 şirket birleştirilerek üst birlikler olacak üst birlikler şirket yönetimi tarafından seçilecektir.
Üst birlikler bunlar çiftçi ham mamulünü yada yarı mamulünü entegre fabrikalar kurarak örgütlenecektir.
Şirketlerin konuşlandırılması tüm köylere eşit mesafedeki alt yapısı oluşmuş lise, ilköğretim okulu, sağlık kuruluşları olan köyde olması aranır. Şirketler özerk şirketler gibi bilgisayar ağıyla donanmalı dünya taranarak en az ekilen ürünler takip edilmeli hangi tarım ürünü karlı olursa onu yapmalıdır. Birey çiftçiler bu işin takibini yapamazlar. Hizmet alımları daha kolay olur, israf önlenir. Üniversiteler, enstitüler, ilçe ve il tarım müdürlükleri TÜBİTAK, TAEK gibi devlet hizmet birimleri, ARGE çalışmalarını bu şirketler üzerinden verimliliği artırıcı bir şekilde hizmet yapmalarına imkan tanımalıdır.


ENTEGRASYONA ÖRNEK: Örgütsüz çiftçinin malı, daima ucuzdur. Buğday ham kg. 0,300 YTL iken kepekli bisküvisi 40 gr. 0, 300 YTL’dir. 0, 400 YTL. Olan süt dondurmaya dönüşünce 15 YTL. 1 KG. pamuktan 4 gömlek elde edilir. 4x15=70,00 YTL. Olur. Bu marka gömlek olursa örneğin Abbate 60x4=240 YTL. Olur. Burada görünüyor ki çiftçinin alın teri 5-10 şirket tarafından sömürülüyor. Oysa çiftçi girdisi buğday, pamuk, et, süt ürünlerinde çok maliyetle elde edilmektedir. Burada 5-6 köylü şirketi kendi entegrasyonunu kurar yani tekstil, et, süt, çikolata, yem ve buna benzer ayrıca yenilenebilir enerji fabrikalarını kendileri oluşturur, istihdam alanlarını genişletir. Serbest rekabet oluşur; şirketler kendi aralarında fazla üretmek amacıyla yarışırlar. Burada ayrıca açıkta Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi, Veteriner Hekim ve bunlara benzer teknik elemanların istihdamı hızla oluşur. Son yıllarda kanatlı yetiştiriciliği şirketleşerek ülkemizde birden ortaya çıkmış en zor günlerde bile ayakta durmuş dünyaya kanatlı eti satar hale gelmişizdir.


ŞİRKETLERİN VE BİRLİKLERİN DENETİMİ

Şirketler, ya da üst birlikler kendi yönetimi içerisinde denetçiler oluşur. Denetim şirket yönetiminin ayrıca iyi denetlenmeyen denetçiler, itiraz olunca şirket içindeki hisse sahiplerinin %10’u noter kanalıyla uyarı çekerek ihtisas mahkemeleri devreye girer. Bu mahkemeler, hâkimler üst kurulu tarafında 7 bölgede oluşturulur. Özerk ve bağımsız yargıdır.

KAR DAĞILIMI: Her yıl ürünün çeşidine göre kar payı çiftçiye dağıtılır. Ayrıca düşük oranlarda vergiye tabi tutulur. Ayrıcada sigorta masrafları şirketten devlete ya da özel sigorta kuruluşlarına kar oranına göre dağıtılır.

İŞLETME GİDERLERİ: İşletme giderleri hali hazırda mevcut olan doğrudan destek fonlarıyla oluşur azda olsa üye aidatlarıyla takviyelendirilir.

MARCHAL YARDIMININ TARIMDA OLUMSUZ ETKİLERİ

Bu yardım, köylümüzü ayağa kaldıracağına yerin dibine batırmıştır. O yıllarda Türk milleti en azından yağ gereksinimi nedeniyle köylünün çoğunda hayvancılık vardı sanayi toplumu değildik tarımla sanayi atbaşı gitmesi lazımken verilen kredi ayni idi bedava traktör dağıtıldı meralar sürüldü birinci yıl mahsul iyi oldu, dekara verim iyi idi, çünkü açılan araziler gen ve de meraydı. Üstelik de bol hayvan gübreli arazilerdi iki üç yıl sonra ürün cılız otlu bir hal aldı. Marshall’a koştuk, ilaç, fenni gübre dediler, bizde var, ver parayı verdik, gübre ilaç aldık derken yağımız tükendi. İlk yıllar birleşmiş milletlerin işaretli teneke vital yağlar geldi dağıtıldı. Sonrada unilever yağ fabrikası kuruldu tere yağı yemeyin kolesterol var ölürsünüz dediler, vita yağı yedik, ayranımız çekildi içmeyin cola var dediler. şu anda en dağ köyümüzde ayran bulunmaz. asitli içecekler alabildiğine mevcuttur. süt dedik okullarda süt tozu ile beslendik. yağa alışmak için okullarda vital yağlı kekler dağıtıldı. Verilen traktörün gaz pedalı kırıldı. kaynak makinesi olmadığından tonlarca buğdaya parça aldık. vel hasılı hayvancılığımız ormanımız o yıllarda korkunç tahribata uğradı bu verilen gıdaların sonucu şimdi kendini göstermekte onkoloji hastaneleri arttı vel hasılı köylü balık yemeyi sevdi balık tutmaktan uzaklaştı biz o yıllarda ot yemeye alıştırıldık bir tek kişi Marshall’ın demokrasi kıralı menderes oldu o yıl bu yıl T. ÖZAL dönemi hariç bu ülke satılmaktadır

ORMANLARIN ÇİFTÇİYE DAĞITILMASI

Yıllarca statüko gereği orman devlet tarafından işletilmekte ve çar çur edilmektedir. İçinde oturan köylü havasını suyunu kokladığı sevdiği ormanı sahiplenme duygusu olmadığından yakmaktadır. Devletin ormanı olmaz devlet, millet bütündür. Araya set çekilemez. Orman köylünündür. Tüm ormanlar örgütlü şirketlere devredilmeli kişi bazında şirket ortaklarına adil şekilde dağıtılmalıdır. Orman işletmesini çiftçi şirketleri kullanmalıdır. Ancak orman arazisi içine orman vasfını zedeleyecek bina turizm tesisleri fabrika gibi ormana ve orman envali bitkilere zarar vermeyecek şekilde kullanımı yasaklanacaktır. Orman vasfını yitirmiş çalılıklar yöreye adapte olmuş bitkiler dikilmeli, ayrıca yabani meyveler aşılanmalıdır. Örneğin; Güneydoğuda orman içi menengiçleri antep fıstığına Hatayla Gemlik arasındaki orman arazileri içerisindeki yabani zeytinler aşılanmalı boşluklara bu bitkilere adapte olan diğer meyve fidanları dikilmelidir.Örn: ceviz, badem,yabani ahlat aşılaması Karadeniz bölgesinde fındık, kivi, çay alanları boşlukları dolduracak şekilde dikilmelidir. Bu nedenle erozyon önlenmiş olur. Anadolu da yetişen çalılık vasfında kapari bitkisi meraları otlandırdığından bol miktarda dikilmeli erozyona uğrayan bölgeler bu bitkiyle donatılmalıdır. Bu bitki en vasıfsız arazilerde oluşmakta ürünü kg. 3 dolar satılmaktadır. Buda köylüye hem büyük katkı ve hem de ihraç ürünüdür. Ayrıca erozyon için en uygun bitkidir. Ülkemiz coğrafî nedenle dünyada az yetişen ürünler bakımından çok zengindir. Bunlar Antep fıstığı, zeytin gibi ürünlerdir. Dünya yağ açığını ülkemiz kapatacak değerde zeytin dikimine müsaittir.
Sözümü Ulu Önderimizin bir veciziyle bitiriyorum.
“Üretmeden Alın Teri Dökmeden Tüketen Uluslar Bir gün Haysiyetlerini ve de Hürriyetlerini Kaybederler.”


 



*Memik KİBARKAYA: 1950 K. Maraş’ın Pazarcık İlçesi doğumluyum. 1977 F. Ü Veteriner Fakültesi mezunuyum. 1976 İsrail’de Hayvan Islahı konulu staj, Türkiye’nin çeşitli İlçe ve İllerinde Tarım İlçe Müdürlüğü ve Tarım İl Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 1996 yılında Almanya’da sığır ıslah çalışmaları alımlarında bulundum. 1997’de Tarım Bakanlığı TÜGEM Hayvancılığı Geliştirme ve Soy Kütüğü Daire Başkanlığı’na atandım. 1998 İspanya ve Portekiz de yetiştirici birliklerinde araştırmalarda bulundum. Türkiye’de süt sığırcılığı yetiştirici birlikleri kurulmasında ve desteklenmesinde projeler ürettim. 2000 yılında görevden alındım. Aynı yıl Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Sığırlarda Embriyo Transferi konulu projede çalıştım. 2005 yılında emekli oldum.
Tel :0505 336 80 92
e-mail: kibarkaya @yahoo.com
 

 
429 kez okunmuştur.